Türk Sex

Türk sex hattı numaraları şuan telefonda sohbet etmek için en avantajlı seçenek! Üstelik birbirinden güzel kızlar tatlı dilleriyle sohbetlerini dayanılmaz kılıyorken. Bu yazıda zaman makinemize atlayıp antik çağlara bir yolculuk yapıyoruz ve Türk Sex kavramının günümüze kadar nasıl şekillenip tabu halini aldığını tarihsel ve tarafsız bir gözle inceliyoruz.

sohbet numarası
sohbet
sohbetler
sex hattı
canlı sohbet
sex sohbet
canlı seks
cinsel sohbet
sohbet hattı

antik çağlardayız. henüz israil haricinde tek tanrılı organize dinler ortaya çıkmamıştı ve israil’de de kendilerine museviler diyen küçük bir topluluk belki de dünya tarihinde ilk kez tek tanrılı organize bir dine inanmaktaydı. bu din henüz çeşitli versiyonlarıyla ve güncelleme paketleriyle beraber dünya’ya yayılmış değildi.

sohbet numarası
sexs
sex hattı
erotik sohbet
sex siteleri
kadın numarası
orospu hatları
canlı sohbetler

şimdi antik yunanistan’dayız. iki adet kendilerini tanrı yoluna adamış, mübarek mi mübarek olan, alınları secdeli olmasa da cükleri nurlu insan ikina sıkıla çalıştıkları mesleklerinde kazandıkları helal parayı harcamak için yaşadıkları şehrin en büyük ve görkemli tapınağına doğru ayaklarındaki tahta terlikleri toprak zemine vura vura fiti fiti yürümekteydi. tapınakta görevli her biri azize seviyesindeki fahişeler de gelen vatandaşlarla para karşılığı çeşitli cinsel hazlar tattırarak ibadetlerini yerine getirmeleri sağlıyorlardı ve tanrı ile kul arasında bir köprü görevi görüyordu. evet yanlış okumadınız. o dönemlerde tapınaklarda para karşılığı fahişelerle Türk Sex yapmak insanı tanrıya yaklaştıran bir aktivite olarak görülüyordu.

aslında o dönemde özellikle bazı toplumlarda seksin her türlüsü ibadet sayılabiliyordu çünkü sadece insanların değil hayvanların da çoğalmak ve yavrulamak için kullandığı bu aktivite tanrı katında çok makbul olmalıydı ki insanlara bu kadar zevk ve keyif vermekteydi. o dönemki yaygın inanca göre tanrı insanların sevişmesini istemeseydi bunu çok zevkli yapmazdı. Türk Sex bugün olduğu kadar o gün de çok gizemli ve merak edilen bir şeydi. o zamanki insanlara göre, mesela bazı hayvan türlerinin cinsi münasebete girmeden önce birbirlerine kur yapmaları aslında çeşitli tanrı’ları yüceltmelerinin bir parçasıydı ve hayvanlar da bu şekilde ibadet ediyordu.

Türk Sex Telefon Sohbet Hatları

peki bu inanış ilk olarak nasıl ortaya çıkmıştı? antik dönemlerde teknoloji pek gelişmediği için gerek savaşlarda, gerek tarımcılıkta, gerek insanın elini attığı diğer girişimlerde en fazla askere/işçiye/elemana sahip olan taraf kimse her zaman o kazanırdı. bugünkü gibi bir füzeyle bin düşman askerini telef edererek ahirete intikal ettirmeniz ve tanrısıyla buluşmasını ve yaptıklarının bir bir hesabını vermesini sağlamanız pek mümkün olmadığı için sahip olunan asker sayısıyla cephede alınan başarılar arasında pozitif bir korelasyon mevcuttu. her ne kadar o dönemlerde de kamera görünce sırıtarak “bin romalı 10 bin persliyi yok eder” diyen bazı insanlar mevcut olsa da bunu cephede görmek pek mümkün olmuyordu.

sohbet numarası
sohbet kızı
sex hatları
orospu numarası
dul bayan numarası
cinsellik sohbet

bu durumda milletler hem asker hem de üretimde görev alan işçi sınıfının sayısını mümkün olduğunca yüksek tutmak istiyordu. age of empires (eycof) deyişiyle, insanlar o dönemde sürekli köylü ve asker basıyordu. bu durumda da üreme oldukça önemli bir aktiviteydi. bir millet ne kadar hızlı ürerse o kadar hızlı güçlenebilirdi. üremenin yolu da seksi kutsallaştırmaktan geçiyordu. o dönemlerde henüz tek tanrılı organize ve kuralci dinler ortaya çıkmadığı için bu konuda ortada bir tabu da yoktu. yani bugün kulağa neredeyse korkutucu gelen “tanrıyla yakınlaşmak için sevişme” fikri o dönemde toplumlara gayet normal geliyordu ve bu görüş günlük hayatın bir parçası haline gelmişti.

o dönemlerde kadın vücudu tanrı’nın en önemli sanat eserlerinden ve ödüllerinden biri olarak kabul ediliyordu ve çocuk doğurarak insanlığın neslinin devam etmesini sağlayan kadın rahmi tanrı’ya açılmış kutsal bir kapı olarak görülüyordu. yani kadın vücuduna hem manen hem de madden çeşitli anlamlar yüklenip tapılmaktaydı. bazı romalılar buna tepki olarak “dünya kadar malın olacağına fındık kadar….” şeklinde bazı sözler kullansa da halkın çoğunluğu bu tepkinin yersiz olduğunu düşünüyordu ve bu tür cümleler söyleyenlerin ağızlarına iz bırakacak şekilde terlikle veya yakınlarda mevcutsa bir adet kürekle vuruluyordu. o dönemde çoğu milletin kullandığı 28 günlük takvimler zannedilenin aksine sadece ay’ın 28 günlük hareketine ithafen değil aynı zamanda kadınların 28 günlük adet takvimlerine ithafen de hazırlanmıştı. 28 günde bir ay nasıl yenileniyorsa kadın vücudu da aynı şekilde 28 günde bir yenileniyordu ve bu dönem insanının hayranlıkla izlediği ve tesadüf olamayacak kadar önemli bir olaydı.

Jigolo Arayan Bayanlar Türk sex numarası

ta ilk insandan beri çocuk yapmak için bir kadınla bir erkeğin birleşmesi gerektiği içgüdüsel olarak da olsa biliniyordu ve sevişme sırasında duyulan o gizemli ve esrarengiz hazzın dünya-dışı veya dünya-ötesi olduğu düşünülüyordu çünkü dünya’daki hiçbir şey o hazzın yerini tutamıyordu (dikkatinizi çekerim, o zamanlar henüz “orgazmdan daha zevkli anlar” başlığı icat edilmemişti). cinsellik sadece haz veren bir şey değil aynı zamanda insanın doğayla bütünleşmesi ve bir olması anlamına geliyordu. eski inanışlara göre “cinsel arzu” dünya’nın yaratılışında kullanılan enerjilerden biriydi ve çoğu zaman tanrılar bile bu arzudan muhaf değildi.

bunun bir istisnası vardı, o da sporcular ve atletlerdi. özellikle erkek sporcular vücuttan sperm atarlarsa erkeklik ve güç kaybedeceklerine inandıkları için özellikle müsabakalardan önce haftalar sürecek bir Türk Sex orucuna başlıyorlardı. buna karşılık aristo’ya göre ergenliğe giren bir erkeğin hem fiziksel hem de zihinsel ve ruhsal olarak gelişimini tamamlaması için aktif bir cinsel hayata sahip olması gerekiyordu ve buna sporcular da dahildi. bu yüzden müsabakalardan sonra veya boş zamanlarda onlar da ortama ayak uydurmalıydı.

iş bununla da kalmadı. milattan önce yaşayan antik insanlar hem ahiret inancına sahip olmadığı (ahiret inancı hıristiyanlıkla beraber yaygınlaştı) hem de kısa ömre sahip olduğu için (ortalama insan ömrü 30-35 sene) bu kısa ömürlerinde tadabıldıkleri kadar zevk tatmaya önem veriyorlardı ve hayatta tattıkları zevkleri tanrıların bir hediyesi olarak görmekteydiler. tanrılar insanlara cinsellikten zevk almayı bahsettiyse ve kısa ömür verdiyse bu kısa ömure ne cinsel konularda ne de başka konularda sınırlar koymak ve çeşitli zevkleri (o dönemlerde inanılmayan bir) ahirete ertelemek olmazdı.

örneğin çıplak heykelleriyle yunanistan’ın bir çok noktasında bugün bile sünnetsiz çükünü sergilemeye keyifle devam eden ve yaptıklarıyla truva savaşının çıkmasında önemli bir rol oynayan priam’ın oğlu paris bir dönem yakışıklılığını ve cazibesini de kullanarak her gördüğü kadınla çima etmekteydi. bir gün abisi onu “yakışıklılığını ve cazibeni kullanarak bu kadar kadınla birlikte olman ayıp değil mi” diye sorgulayınca paris “(dönemin tanrıçalarından biri olan) afrodit bana yakışıklılık ve cazibe vermişse bunu kullanmamak ve bunun nimetlerini yememek ona (afrodit’e) hakaret etmek gibidir” diye cevap verir. her ne kadar paris’le ilgili anlatılan bir çok şey efsane olsa da ona atfedilen bu söz o dönem halkın önemli bir kısmının fikriyle paralellik içermektedir.

yukarda dediğim gibi o dönemde yaşayan insanlarda Türk Sex dahil olmak üzere tanrıların insanlara verdiği nimetleri tüketmek ve bunlardan zevk almak tanrılara teşekkür etmeye eşdeğerdi. bu dönemde “günah” gibi bir kavram olmadığı gibi cinselliğin günah kabul edilebilmesi için herhangi bir toplumsal konsept de oluşmuş değildi. yani az önce bahsettiğim zaman makinasına atlayıp milattan önce 500 yılına gittiğimizde dönem insanlarına “günah la günah” dersek yüzümüze boş boş bakmaktan başka bir tepki vermeyecekleri kesindir çünkü “günah” kavramı organize dinlerle beraber ortaya çıkmıştı. hatta bugünkü dini terimlerle o dönemki seksüel ritüelleri açıklamaya kalkarsak kullanmamız gereken gelime “günah” kelimesinden çok “sevap” kelimesi olmalıdır çünkü dönem görüşüne göre seksüel ritüeller tanrı’yı yüceltmenin bir yoludur, yani bir ibadet veya tasavvuftur (yazıyı buraya kadar okumuş olanlara yoklama: aramızda çarpılan var mı?).

mısır’da firavunlar dönemi öncesinde en önemli tanrılardan biri min isminde bir bereket tanrısıydı. min’in mevcut heykel ve resimlerinde neredeyse gözümüze gözümüze giren penisi oldukça dikkat çekicidir. ilginçtir ki firavunlar dönemi başlayıp firavunlar kendilerini tanrı ilan ettikten sonra bile min önemli bir yer tutmaya devam etmişti. her firavun görevinin başına gelince ilk olarak min’e bağlılık yemini ederdi ve sonra bir seromoninin parçası olarak herkesin gözleri önünde nil nehri kıyısında çırılçıplak soyunduktan sonra nil nehrine doğru mastürbasyon yapıp spermlerini nehre doğru akıtırdı. bu sayede yeni tanrı olarak atanan firavunumuz min’den aldığı yetkiyle nehri kutsamış ve bereketlendirmiş olurdu. bunun dışında yine eski mısır tanrıları olan seth ve horus arasında yaşanan bir “osbir yarışması” var ki onun detaylarını öğrenmek isteyenler internette ufak bir arama yapabilirler.

eski toplumlar nil ve fırat nehri gibi bereketli ve bölgedeki insanların tarım yoluyla hayatını idame ettirmesine yardımcı olan büyük nehirlerin tanrıların mastürbasyonunun (bilimsel adıyla: osbir) sonucu olduğuna inanmaktaydı. inanışa göre ne zaman bu büyük nehirlerden birinin suyu azalsa o dönemde inanılan tanrılardan biri o nehre doğru mastürbasyon yaparak bereketini arttırıyordu. mesela sümer tanrılarından enki’nin görevlerinden biri fırat nehrinin sürekli olarak doluluğunu sağlamaktı (eline sağlık). mısırlılar’a göre diğer tüm tanrıları yaratan yani tanrıların tanrısı olan atum bir gün can sıkıntısından mastürbasyon yapmıştı ve onun boşalmasıyla biri erkek biri kadın olmak üzere 2 insan meydana gelmişti (atum ismi “attırmaktan” mi geliyordu acaba?). bunlar ilk insanlardı ve diğer tüm insanlar bunlardan türemişti. sanıyorum “peçeteden kendi imkanlarıyla doğma” terimi da burada doğmuştu. bu inançlara ve efsanelere göre antik çağlarda sadece cinsel birleşme değil mastürbasyon da kutsal bir yere sahipti.

Telde Sex

“dünya’nın en eski mesleğine” sahip olduğu söylenen ve mesleğini lidyalılar parayı icat etmeden önce bile çeşitli şekillerde icra etmekte olan fahişeler paranın icadıyla ve yayılmasıyla beraber yeni bir hüvviyet kazandı. bir yanda devletin işlettiği genelevlerde çalışanlar, bir yanda bağımsız çalışarak devlete vergi ödeyenler ve kazançlarını legal ve kutsal bir yere taşıyanlar, bir yanda asıl mesleği müzisyenlik olan ama bahşiş toplamak için bir yandan da bu mesleği icra edenler, bir yanda kedicikler yani tapınak fahişeleri derken bir sürü çeşit fahişelik ortaya çıkmıştı. hani bugün hastahanelerde parmağını ağzına götürüp “sessiz olun” işareti yapan hemşire resimleri var ya, o işaret eskiden “burada olanlar burada sır olarak kalacak, sakin dışarıya anlatmayın” yani “what happens in vegas stays in vegas” anlamına geliyordu ve antik çağlarda verilen bazı partilerde ve bazı genelevlerde bu işaret sıklıkla kullanılıyordu.

yukarda bahsedilen meslek sahiplerinin bazıları toplum tarafından saygı görürken bazıları toplumun en alt tabakası olarak düşünülüyordu. bazı fahişeler “devremülk” sistemine dahildi. bu sisteme göre bir fahişeye 12 talip çıkıyordu ve bu kişi her ay bu 12 kişiden birine “hizmet” sunuyordu. bazıları sadece “zengin ve elit erkeklere” hizmet sunarken bazıları alt tabakaya da hizmet vermekteydi ve hemen hemen tüm versiyonlarda adet dönemi tatil kabul ediliyordu. normalde sadece roma vatandaşı hür erkeklerin giymesine izin verilen togaları kadın fahişeler de giymekteydi ve buna kimse karışmıyordu. erkek fahişeler köle olarak tanımlandığı için onların “aktif” tarafta olması yasaktı ve sadece “pasif” roller edinmelerine izin veriliyordu.

Sıcak Sohbet Hattı

o dönemlerde şimdiki gibi homoseksüel-heteroseksüel gibi ayrımlar tanımlanmamıştı. daha doğrusu toplum tarafından bir insanın ya o tarafta ya da bu tarafta olması gerektiği aşılanmamıştı. böyle bir tanım yapılmadığı için böyle bir konsept de oluşmuş değildi. yani bir erkek kadınlarla da erkeklerle de cinsel yakınlaşma yaşayabiliyordu ve bu onu homoseksüel veya heteroseksüel yapmıyordu. gerçi o dönemde cinsellikteki ayrımlar daha çok “aktif-pasif” yani “alan-veren” şeklindeydi. yani bir erkeğin erkeklerden mi kadınlardan mı hoşlandığına bakılmadan cinsel birlikteliklerde aktif taraf mı pasif taraf mı olduğuna bakılıyordu. genelde iki erkek cinsel birleşmeye girdiğinde soyça yüksek ve elit olanın aktif, soyça düşük olanın da (örneğin köle olan veya roma/atina vatandaşı olmayanlar) pasif olması bekleniyordu.

Sex Hatları

o dönemi anlayabilmek için şu anda bildiğimiz tüm zihinsel konseptleri unutmamız gerekiyor. örneğin antik bir şehirde eski bir tapınakta çırılçıplak soyunmuş ve herkesin gözleri önünde uluorta cinsi münasebete girmekte olan iki insan düşünün ve kendinizi bu iki insanın yerine koyun. bir anda “başkası yerine utanma” deneyimini yaşadınız çünkü insanların sizi o halde görmesi kafanızda utanılacak bir şey olarak canlandı. işte o dönemler bu utanılacak bir şey olarak görülmüyordu. aksine özellikle bazı dönemlerde bu “onur duyulacak” bir şeydi (tabi ki bu fikri şahsi olarak savunmuyorum, sadece o dönemki insanların hayatı ve bazı şeyleri nasıl gördüğünü açıklamaya çalışıyorum).

Canlı Sohbet Hattı

o dönemlerde roma’dan hindistan’a, yunanistan’dan mısır’a kadar geniş bir yelpazede halkın evinde bulundurduğu tabak, bardak, çömlek, çanak, vazo gibi eşyalarda dönemin cinsel hayatını gösteren minyatür, resim ve figürler görmek gayet mümkündü. bugün müzelerde sergilenen bu vazolarda görülebileceği üzre heteroseksüel ilişkilere yer verildiği gibi gay ve lezbiyen ilişkilere veya toplu ilişkilere de gayet açık ve net bir şekilde yer verilmekteydi. gerçi o dönemde “üzerinde çima resimleri olan çanağa nimet konmaz, çarpılırız” diyen dayılar olmuş mu bilmiyoruz ama bu çanakların çok popüler olduğunu biliyoruz. nimet demişken, o dönemde bazı fırıncıların kadınlara cinsel haz vermek için dildo şeklinde ekmekler çıkarttıkları da biliniyor. bugün ekmek insan emeğini simgelediği için bir kutsiyeti var ve özellikle türk kültüründe ekmeğin kırıntısının yere dökülmesi bile günah kabul edilmektedir. o dönemde demek ki anadolu coğrafyasında ekmeğe bakış açısı daha farklıymış. en azından ekmekten dildo yaptığı veya bunu kullandığı için çarpılan birine rastlamıyoruz. o dönemde fırıncılarda dönen dedikoduları, fırıncıların haylaz çıraklarının oynadığı türlü oyunları ve o dönemde çeşitli esnaf ile çekilen emrah filmlerini düşünmek bile istemiyorum.

Canlı Sex

bugün turistik mekanlarda gırgır niyetine satılan bereket tanrısı heykeli o dönemde tüm ihtişamıyla ve çeşitli boyutlarda olmak üzere insanların evlerinin vazgeçilmez eşyalarından biriydi. bazı evlerde her odaya bir heykel düşebiliyordu. özellikle misafirlerin ağırlandığı yemek odalarında en büyük ve ihtişamlı heykeller sergileniyordu. evinizdeki bereket heykelinin çükü ne kadar büyükse o kadar iftihar etmeliydiniz ve sizin evdeki cuk mutlaka komşunun (heykelinin) çükünden büyük olmalıydı. aynı dönemde cinsellik içerikli hikayeler anlatan çeşitli el yazması porno kitaplar ve karikatüristler tarafından çizilen çeşitli porno mecmualar elden elde dolaşmaktaydı. bunun dışında başta yunanlar olmak üzere bir çok antik milletlerin tiyatro gösterilerinde cinsellik konusu hiçbir sansüre uğramadan tepe tepe kullanılıyordu.

gerçi milattan önce 4. yüzyıldan önce cinsel içerikli vazo ve çömlekler giderek azalmaya başlıyor. o dönemde ne olup da bu vazolarda azalma yaşandığını bilmiyoruz. belki yukarda bahsettiğimiz dayı “ben anama bacıma bu kasede yemek yedirmem” diyerek isyan başlatmıştır ve piyasadaki cinsel içerikli mutfak malzemeleri piyasadan çekilmiştir. belki de o dönemdeki yerel gazeteler dönemin hükümetine yaranmak için “biz o kadar da godos değiliz ya” deyip bu vazoları kuponla vermeyi kesince evlerde de kullanımı da zamanında arcoroc/arcepal yemek takımlarında olduğu gibi bıçak gibi kesilmiştir. sebebi bilinmemekle beraber cinsel içerikli çanak çömleklerin çoğu atina’da üretilmesine ve kullanılmasına rağmen büyük çoğunluğu italya’daki kazılarda bulunmuş. yani bir dönem bu vazo ve çömlekler yunanistan’dan italya’ya geçirilmiş ve italya’da kendilerine müşteri bulmuşlar.

antik dönemlere ait bir başka ilginç nokta da birbirlerine her konuda bağlanan homoseksüel ve biseksüel askerlerdi. milattan önceki yıllarda o dönemde bilinen dünya’nın 3’te 2’sini kılıcıyla fetheden büyük iskender’in çocukluktan beri en iyi arkadaşı hephaistion amyntörös’tu. bir çok tarihçi bu ikisi arasında bir aşk olduğunu düşünüyordu. ikisinin bulunduğu tüm savaşlarda birbirlerini canları pahasına korudukları dikkat çekiyordu. üstelik bu iskender-hephaistion ikilisinden başka diğer askerlerde de görülüyor. iskender’in ordusundaki bir çok askerin aynı kendileri gibi asker olan erkek sevgilisi vardı ve birbirine ölümüne bağlanıp savaşan bu çiftlerin savaşlarda müthiş bir performans gösterdiği görülmüştü. zamanında yunan filozof plütarkhos/plato da buna dikkat çekmişti.

antik yunanlarda ve romalılar’da aristokrat sınıf toprak sahibiydi. devlet aristokratlara belli bir ölçüde toprak vererek karşılığında savaş zamanı asker temin etmelerini sağlıyordu. bu da bu sınıfın savaşlara yolladığı asker sayısı ve toprak miktarlarıyla övünmeleri anlamına geliyordu. antik dönemin ortalarına doğru işler biraz değişti ve roma ve yunan devletleri kendi ordularını kurmaya başladı. bu da aristokrat sınıfın savaş kazanmadaki önemini azaltacaktı. bu sefer birbiriyle yarışıp üstünlük taslamak için spora ve hayatın diğer ögelerine sarılmaya başlayan aristokratlar bu dönemde cinselliğin kurallarını da yeniden yazmaya başladılar. ilk olimpiyat oyunları da bu dönemde organize edildi.

kaşlı, güçlü ve heybetli gençlerin olimpiyatlara hazırlanmak için kullandığı idman alanları zengin ve orta yaşlı aristokrat erkeklerin uğrak yerlerinden biri haline gelmişti. burada çoğu zaman çıplak bir şekilde idman yapan ve tüm adelelerini sergileyen genç erkeklerin vücudunu izleyen ve onlara cinsel obje gözüyle bakan bu paralı kodamanlar zaman zaman beğendikleri erkekleri parayla yataklarına atmaktan da çekinmiyordu. tabi ki bu erkeklerle sınırlı değildi. aristokrat kadınlar da kocalarından gizlice bu tür oyunlara girmekten çekinmiyordu.

sonradan güç kazanan organize dinlerle beraber insanlar arasında yeni yeni yayılan fikirlerden biri “mükemmel tanrı” fikridir. tek tanrılı dinlere göre tanrı mükemmeldir, eşsizdir, doğmamıştır, doğurmamıştır, kimse ona benzeyemez, günahsızdır ve asla kandırılamaz! bundan önce çok tanrılı dinlere inanan insanlar bu fikre oldukça yabancıydı çünkü inandıkları yüzlerce tanrı içinde iyi olan da vardı, kötü olan da vardı, şehvetine yenilenler de vardı, birbiriyle savaşan da vardı, birbirine aşık olup evlenen de vardı, sevip de kavuşamayan da vardı ve her tanrı insanlar gibi zayıflıklarla ve çeşitli eğilimlerle doluydu. yunan filozof homer’a göre tanrılar hırsızlık, cinayet ve yalan söyleme dahil insanların düştüğü bir çok hataya düşebilirdi.

aslında bunun sebebi antik çağlardaki çoğu milette (yunanlar, romalılar, mısırlılar ve hindistanlılar başta olmak üzere) herkesçe sevilen ve bazı konularda meziyet sahibi olduklarına inanılan bazı insanlar öldükten sonra kendilerine “tanrılık” veriliyordu ve yıllar sonra bu kişiler kendine ait tapınak ve inananlara sahip oluyorlardı. özellikle roma imparatorları insanlara tanrılık bahsetme yetkisine sahipti ve bunu cömertçe kullanıyorlardı. örneğin ölen eşini veya annesini tanrıça ilan edip adına tapınak inşa ettiren roma imparatorlarının sayısı hiç de az değildi. bu tanrılaştırma fikri daha sonra vatikan tarafından bazı dindar kişilere ölümlerinden sonra verilen “azizlik” makamına benzese de arada farklar mevcuttu çünkü tanrılık makamını elde edebilmek için yapılması gereken belli bir kriter mevcut değildi. ölümden sonra tanrılaşabilmek ve sonraki nesiller boyunca tapınılabilmek için o dönemki insanların saygı ve sevgisini kazanıp roma imparatorunun kalbine girmek yeterliydi.

tabi ki o dönemde romalılar, hintliler, yunanlar ve mısırlılar arasında çeşitli “tanrı transferleri” de olmaktaydı. bazen yunanlar’ın tanrılarından biri farklı bir isimle hindistan’da, hindistanlılar’ın tanrıları veya tanrıçaları farklı bir isimle roma’da ortaya çıkabiliyordu. bir kültürden başka kültüre transfer olan tanrının bazı özellikleri de yeni kültürüne daha rahat adapte olabilsin diye değişebiliyordu ama genel hatlarıyla bir çok özellik korunuyordu. kolay kolay değişmeyen bir şey varsa o da çeşitli tanrı ve tanrıçaların türlü türlü cinsel fantazileri olduğuydu ve o tanrı ve tanrıçalara tapan insanların da o fantazileri kendi adlarına yapılan tapınaklarda birer ibadet ruhuyla yaşadığıydı.

o zamanlar antik insanlar tarafından pek bilinmeyen ama sonradan popülarite kazanan “mükemmel ve kusursuz tanrı” fikri günah kavramını da yanında getirdi çünkü insanlar mükemmel bir tanrı’nın yeryüzündeki temsilcileriyse onu en iyi şekilde temsil etmeye çalışmalıydı. bazıları erkek, bazıları kadın olan antik tanrıların aksine tek tanrının cinsiyeti olamazdı ve cinsel hayatı da olamazdı. bu da tek tanrılı dinler yayıldıkça çeşitli coğrafyalarda cinselliğe sınırlamalar getirecekti.

Yazar: admon

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir